İngilizce Öğrenmede Doğru Bilinen Yanlışlar

Sana İngilizce öğrenirken kullandığın geleneksel yöntemler, aslında o kadar da etkili değil desem, ne dersin?  Oldukça şaşıracağına eminim.

Neyse ki bu yazımda sadece o eski yöntemlerin neden faydasız olduğunu anlatmakla kalmayıp, sana yeni yöntemler hakkında bilgiler de vereceğim. “Artık boşa geçirecek bir dakika bile sürem yok, bu dili kesinlikle öğrenmeliyim” diyorsan, yapılan genel hatalara ve hataları nasıl aşacağımıza dair tavsiyelerime geçebiliriz.

1. Yapmak İçin Yapma

Klasik yöntem : yabancı bir ülkeye gitmek

Yurt dışında yaşadığınızda, kendinizi kültüre sokarak, doğal olarak dili almaya başlayacaksınız. Size hep böyle öğretildi değil mi? O zaman size flaş haber. Bu yöntem bebeklerde oldukça işe yarasa da yetişkinlerde o kadar da doğal bir süreç olarak ilerlemez.

Yurtdışı gezilerimde orada 3-5 yıl yaşamış insanlarla karşılaştım; ilginç olansa dil öğrendiklerini sanmaları ama aslında İngiliz dilinde hala yetkin seviyeye gelememiş olmalarıydı. 5 yıl harcamak ve hâlâ o dili tam olarak konuşamamak kulağa korkutucu geliyor değil mi? Bana da başta çok mantıksız gelmişti ama daha sonra fark ettim ki İngilizceyi bu şekilde öğrenmek sadece Kanada, Amerika Birleşik Devletleri ya da İngiltere gibi ülkelerde mümkün. Diğer ülkelerde yaşıyor olmak sizi İngilizce ile çevrili bir ortama sokamıyor maalesef.

Peki ne yapmalıyım?

Eğer anadili İngilizce olmayan bir ülkeye gittiysen, mutlaka düzenli bir eğitim almalısın. Üniversitelerin hazırlık sınıfı olur, dil okulları olur, özel ders olur. Bunun yanında daha çok yabancıların bulunduğu sosyal ortamlara girmekte de fayda var. Yani kısaca yabancı bir ülkeye gidiyorum bu dili kesinlikle öğrenirim kafasından çıkmalı ve dili öğrenme sürecimizi yurtdışında da olsa bilinçli yaşamalıyız.

2. Hakim Ol

Klasik yöntem: pasif öğren

Okul hayatımızın çoğunluğunda pasif bir öğrenme sürecine tabi kalırız. Çoğu sınıfta diyalog veya tartışma ortamı yoktur. Ve yapılan araştırmalar göstermiştir ki bu tür öğrenmeler asla başarılı olamaz. İngilizce gibi, bir dilden daha fazlası olan bir ders için ise bu yöntem kesinlikle başarısız olmaya mahkumdur. Sınıf dışında da video dersleri sadece izleyerek ya da bir kitabı bitirerek öğrenme gerçekleşeceğini düşünüyorsan yanılıyorsun.

Peki ne yapmalıyım?

Aktif bir öğrenci ol ve dizginleri eline al. Ne öğrenirsen öğren, uygulamadığın sürece öğrenmiş sayılmazsın. Bir kelime öğrendiğinde onu mutlaka kullan, sesli bir şekilde söyle, beynine patronun kim olduğunu göster. Cambly uygulaması ile haftada birkaç kez öğrendiklerini yabancı hocalarla tartışabilir, onlardan öğrenme sürecin hakkında dönüt alabilirsin. Bir kelimeyi öğrendiğinde ve Cambly uygulamasındaki konuşma esnasında kullandığında artık o kelime kolay kolay unutulmayacak demektir, çünkü artık bir yaşanmışlığa dahil olmuştur. Denemek istersen Cambly’e ücretsiz kaydolabilir ve cambly1372 koduyla 10 dakika görüşme hakkı kazanabilirsin.

3. Doğru Adımları At

Klasik yöntem: kelime ezberleme

Bu yönteme motomot öğrenme diyebiliriz. Sana belli başlı kelimeler verilir ve sen de o kelimeleri ezberlemeye odaklanırsın. Ceplerini bu kadar çok kelime ile doldururken bu kelimelerin kullanımlarıyla ilgili pek de bir şey yapmazsın. Hangi kelime hangi kelime ile kullanılır, cümle içinde örneği nasıldır, özel durum var mıdır bakmazsın. Ama unutmamalısın ki dil öğrenme formülsel bir süreç değildir. Esnek düşünmeyi ve beynini işin içine dahil etmeyi gerektirir. Bir elektronik sözlük modunda takılmayıp gerçekten bu dili öğrenmek istiyorsan yapman gereken bundan daha fazlasıdır.

Peki ne yapmalıyım?

İşe doğru kelimeleri bulmakla başlayabilirsiniz. Unutmayın en yaygın kullanılan 1000 kelimeyi öğrenirsen, konuşulan dilin yüzde 80’ini çözmüşsün demektir. Hangi dili öğreniyor olursan ol; dildeki kelimelerin yüzde 20’si, konuşulan dilin yüzde 80’ine tekabül etmektedir. Öyleyse önce doğru kelimeleri tespit edip bunlara odaklanmalıyız. Bu kelimelere odaklanırken ezberlemekten öğrenmeye bir değişim süreci geçirmelisin. Ezberlemek ile öğrenmek arasındaki ince fark; öğrenme bir içselleştirme sürecidir. Öğrendiğimiz şeylerle doğal bir bağ kurarız ve çağırmak için çaba sarf etmeden istediğimiz zaman bu bilgileri uygulayabiliriz. Bu sebeple bütünsel düşünüp; kelimenin kullanılışını görmek, zıttını görmek; seslendirmesini dinlemek gibi farklı yöntemler uygulamak en doğrusudur.

4. Farkına Var

Klasik yöntem: Öğrenme sürecini hızlıca geçiştirip; tüm bilgileri bir anda beynimize tıkıştırmak

Bir sürü bilgiyi kafana sokmak ve orada kalmasını beklemek teoride güzel ama pratikte işlemeyen bir yöntemdir. Şu gerçeğin farkına varmalıyız ki kalıcı öğrenme zaman alan bir süreçtir. Hatta Kanadalı yazar Malcolm Gladwell’e göre bir alanda uzmanlaşmak için 10.000 saatlik bir pratik süreci gerekmektedir. Neyse ki bizim uzman olma gibi bir derdimiz yok; tabi İngiltere kraliçesiyle İngizcenin tarihi hakkında bir sohbete girmeyeceksen 🙂 Hızlı öğrenmeye çalışma; beynine kısa sürede bilgileri anlamsız bir şekilde doldurmak; öğrenme sürecine yardım etmeyecektir. Bu fikir hoşuna gitmemiş olabilir. “Ama ben bir haftada İngilizce öğreten hocalar duydum” dediğini duyar gibiyim. Ben de uykuda öğretenler duydum, bir de hipnozla. Neden hepimiz koşup onlardan öğrenmiyoruz?

Peki ne yapmalıyım?

Yavaş ama sağlam adımlarla ilerlediğinden emin ol. Bunu başarmak için bir plan dahilinde gitmek en iyisi olacaktır. Başladığın ve ulaşmak istediğin noktayı mutlaka tespit et. Gerekirse sürecine zaman zaman tepeden bak ve neyi doğru, neyi yanlış yaptığının farkına varmaya çalış.

Ara verilmeyen bir dersin verimli olmayacağını aklından çıkarma. 25 dakikada bir 5 dakikalık mola vermek kulağa saçma gelse de çok etkili bir yöntemdir. Daha önce duymadıysan, buna Pomodoro tekniği diyorlar. Eğer sürekli aynı tempoda aynı şeyleri sürekli yaparsak beynimiz “Tünel Sendromu” denen vakaya yakalanır ve duyarsızlaşmaya başlar. Duyarsız bir öğrenme en son isteyeceğimiz şeydir.

5. Ciddiye al

Klasik yöntem: yeni dilini bir hobi gibi ele almak

Hobiler, kendi imkanlarımız doğrultusunda yapmaktan zevk aldığımız aktivitelerdir. Onlar sadece eğlence amaçlıdır ve üzerimizde onlarla ilgili bir baskı yoktur. Dili bir hobi olarak görürsek bu rahat ortamda beynimiz öğrenme sürecini doğru yönetemeyecektir. Hobiler genelde ya amacı olmayan ya da amaçların çok önemli olmadığı aktivitelerdir.

Peki ne yapmalıyım?

Dil öğrenmeyi bir tutku haline getir. Bunun bir eğlence olduğunu ama aynı zamanda emek de gerektirdiğini kabullen. Öğrenmek istemek ve harekete geçmek arasında dağlar kadar fark vardır. Seni bu dili öğrenmeye iten şeyin ne olduğunu asla aklından çıkarma. Bu dili öğrendikten sonra asıl eğlencenin başlayacağına kendini ikna et.

Uygulamayı cihazınıza indirin

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s