İngilizce Öğrenmenin Faydaları

Dünyamız giderek globalleşiyor. Küreselleşen dünyada sınırlar da hızlı bir şekilde ortadan kalkıyor. Bu durum bir sorunu da beraberinde getiriyor. O sorun da: iletişim. Eğer iletişim kuramıyorsak; dünyadaki gelişmeler, değişmeler ve kalkan sınırlar bizim için o kadar da önemli olmaz. Dünyanın ve teknolojinin temposuna ayak uydurmak için bir şeyler yapmamız gerekiyor. Ve tahmin ettiğiniz gibi yapılacak en mantıklı şey İngilizce öğrenip; kendinizi bu akışın içine bırakmak. Bu yazımızda nasıl İngilizce öğreneceğinizi değil; İngilizce öğrendikten sonra göreceğiniz faydaları kısaca anlatmaya çalıştık:

1. Yeni insanlarla tanışacaksınız

Yeni bir dil öğrenmenin en olağanüstü faydalarından biri, daha önce hiç diyalog kurma şansınız olmayan insanlarla tanışmaktır. Dil sayesinde farklı kültürleri içinize çekip yeni uğraşlar ve aktiviteler edinebilirsiniz. Başka kültürdeki insanlarla kendi dillerinde ya da en azından İngilizceyle iletişim kurmanız size muazzam bir sosyal kazanç sağlar ve önünüzde çok daha fazla kapının açılmasına vesile olur. Peki bu nasıl oluyor? Şöyle ki İngilizce öğrenme aşamasını geçtikten sonra ihtiyacınız olan ikinci şey; bu dili kullanmak için iletişim kurabileceğiniz insanlardır. İngilizce bilerek sadece ana dili İngilizce olan kişilerle değil; dünyanın en uzak ucundan sizin gibi İngilizce öğrenen insanlarla tanışabilir ve onlardan yeni şeyler öğrenebilirsiniz.

2. İşvereniniz buna bayılacak

Yapılan araştırmalar iki dil bilen insanların tek dil bilen insanlara göre çok daha kolay iş bulduklarını göstermiştir. Bu durumun temel sebebi çok dilli insanların birden fazla toplulukla iletişim kurabilmesi ve onlarla daha kolay etkileşime girebilmesidir. Bildiğiniz gibi iş hayatı oldukça dinamiktir ve globalleşen dünyanın ritmine ayak uydurabilmeyi gerektirir. Ve yeni yabancı müşteriler sürekli radarınızdadır. Bunun yanında yabancı müşterileriniz olmasa bile; pazardaki trendleri takip etmek için mutlaka İngilizce bilgisi gerekmektedir. Yukarıda saydıklarımın hiçbiri size uymuyor olabilir ama işte size son bir ipucu: Yeni bir dili öğrenebilen bir insan; algıları daha açık ve gelişime daha açık olarak kabul edilir. İkinci bir dil bilmek iş dünyasında değerinizi geliştiren bir eylemdir. Ne demişler bir dil bir insan; iki dil iki insan.

3. Kendinize güveniniz gelecek

İkinci bir dili öğrenmek ve onu kullanarak iletişim kurabilmek herkesin başaramayacağı mükemmel bir aktivitedir. Bunu başardığınızda sizi diğer çoğu insandan ayıran bir meziyet kazanmış olacaksınız. Aynı zamanda ikinci dili öğrenebilen insanların; diğer dilleri daha kolay öğrenebildiği de bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir. Bu maddemizi Nelson Mandela’nın şu güzel sözleriyle taçlandıralım o zaman: “Eğer bir insanla [anladığı] herhangi bir dille konuşursanız bu onun kafasına girer, fakat eğer onunla anadiliyle konuşursanız bu onun yüreğine girer.” Hem öğrenme becerileriniz anlamında hem de kişisel ve sosyal anlamda siz artık ayakları daha sağlam yere basan bir insan olacaksınız. Bir olay olduğunda ‘açılın ben İngilizce biliyorum’ diyecek ve tüm dikkatleri üzerinize çekeceksiniz. Sadece bu bile tek başına İngilizce öğrenmek için yetmez mi?

4. Seyahat özgürlüğünüz olacak

Avusturyalı filozof Ludwig Wittgenstein “Dilinizin sınırları dünyanızın sınırlarıdır.” diyerek aslında ne demek istediğimi kısaca özetlemiştir. Birden fazla dil bilmek size yeni dünyaların kapılarını açar. Eğer İngilizce biliyorsanız dünyanın hemen her ülkesine rahatça seyahat edebilirsiniz. Bu sayede insanlar hem size daha fazla saygı gösterir hem de gittiğiniz yerin tadına daha kolay varabilirsiniz. Eğer sen de İngilizcenin seni sadece Amerika, İngiltere ve Kanada’da kurtaracağını düşünüyorsan, o zaman sana şöyle bir güzel haber verelim: dünya çapında İngilizcenin konuşulduğu 50’den fazla ülke var. Pek çok şehirde, özellikle Avrupa’da resmi olmasa da topluluğun büyük bir bölümünü oluşturan turistlerin ve gurbetçilerin ikinci dili haline gelmiştir İngilizce. Çin gibi 1.3 milyar insanın yaşadığı yerde bile insanların bir kaç milyonu bu dili konuşabilmekte.

Şuraya İngilizce bilmenin nimetlerinden faydalanarak rahatça gezebileceğiniz yerleri listeleyelim:

  • Antigua ve Barbuda
  • Avustralya
  • Bahama Adaları
  • Barbados
  • Belize
  • Greneda
  • Guyana
  • Jamaika
  • Yeni Zelanda
  • Santa Luçiya
  • Trinidad ve Tobago

Bunlara ilaveten bir de İngilizcenin yoğun bir şekilde kullanıldığı ülkeleri sıralayalım o halde:

  • İsveç
  • Hollanda
  • Danimarka
  • Singapur
  • Malezya
  • Güney Kore
  • Arjantin

Hele bir de İngilizcede akıcı hale geldiyseniz, bu ülkelere gitmek senin için paha biçilmez bir deneyim olacaktır.

Tabi herkesin seyahat etme imkânı yoktur ama üzülmeyin sizin için de bir çözüm düşündük. İşte Cambly tam da bunun için var.  Cambly uygulamasını kullanarak tüm dünyadan yabancı hocalarla konuşabilir ve onların kültürlerini öğrenebilirsiniz. Denemek isterseniz Cambly’e ücretsiz kaydolabilir ve cambly1372 koduyla 10 dakika görüşme hakkı kazanabilirsiniz.

5. Zihniniz açılacak

İkinci bir dil edinmek hafızanızı geliştirir ve dikkatinizi artırır. Dil öğrenme süreci beyninizi çalıştırır, bunun yanında problem çözme becerilerinizi artırmanıza ve bilişsel anlamda evrilmenize olanak sağlar. Dil öğrenmek aynı zamanda yüzlerce yeni kelimeyi aklında tutmak demektir. Bu yeni kelimeler ve ifadeler beynimize dinamik bir devinim sağlar. Hem çoklu görev yeteneklerinizi geliştirmiş hem de mantıklı ve rasyonel düşünmeye başlamış olursunuz. Bunun yanında ikinci bir dili bilen insanların duyuşsal anlamda da daha yetenekli oldukları görülmüştür. İnsanları anlama, onlarla empati kurma gibi yetenekleriniz kolayca gelişir ve sizi daha üstün bir insan yapar. Unutmayın dil hem sözel hem de bir sayısal bir sürecin ortak sonucudur. Bu anlamda baktığımızda bir dil öğrenirken beynimizin tüm loblarını kullanmış oluruz.

6. Beyin sağlığınız güçlenecek

Yabancı bir dil öğrenmek, sağlığımızı güçlendirmek için aldığımız takviye vitaminlere benzer! İkinci bir dil öğrenmenin kültürel açıdan bizi zenginleştirmesinin, iş dünyasında donanımlı ve aranan bir isim olmamızı sağlamasının yanında zihin sağlığımıza da katkısı inanılmaz ölçüde büyüktür. Yapılan araştırmalara dayanarak diyebiliriz ki: dil öğrenmek hafızamızı güçlendirir ve hafızayı zayıflatıp hatırlamada güçlük çekmemize neden olan alzheimer hastalığını erteler. Bunun yanı sıra; zeka gelişiminize katkıda bulunup stresinizin azalmasına ve duyma yeteneğinizin güçlenmesine yardımcı olur.

Herhangi bir dili öğrenmek beynimizin aktif bir halde çalışmasını sağlar ve zihnimizi güçlendirir. Aslına bakarsanız, yeni bir dil öğrenirken beyniniz elektriksel aktivitesini ve durumunu değiştirir. Hangi yaşta başlarsanız başlayın, yeni bir dil öğrenmenin faydalarını muhakkak göreceksiniz.İngilizce öğrenmeye karar verdiğinizde, dilin karmaşık doğasına bağlı olarak kendinize sıkı bir çalışma planı belirleyin.

Çünkü İngilizce; Almanca, Latince ve Fransızca gibi birkaç dil kökeninin kombinasyonundan oluşuyor. Bu süreçte Japonya gibi yerlerdeki öğrenenler, dillerinde aşina olmadıkları sesleri anlamakta ve bu sesleri yetkin bir şekilde kullanmada zihinsel bariyerlere çarpıp zorlu aşamalardan geçmektedir. İngilizce konuşan dünyada değişen sözcüklerin yazımlarıyla birlikte, kelimelerin doğru telaffuzunu elde etmek oldukça zordur. İnanmıyorsanız, gidip bir Amerikalı ve bir İngilize ‘aluminum’ (alüminyum) kelimesini nasıl telaffuz ettiklerini sorarak kendiniz de test edebilirsiniz.

İşte tüm bunlardan dolayı, zihin kaslarını çok daha güçlü tutmak istiyorsanız, İngilizce sizin için mükemmel bir seçim olacak. 🙂  

Uygulamayı cihazınıza indirin

 

İngilizce Öğrenmede Doğru Bilinen Yanlışlar

Sana İngilizce öğrenirken kullandığın geleneksel yöntemler, aslında o kadar da etkili değil desem, ne dersin?  Oldukça şaşıracağına eminim.

Neyse ki bu yazımda sadece o eski yöntemlerin neden faydasız olduğunu anlatmakla kalmayıp, sana yeni yöntemler hakkında bilgiler de vereceğim. “Artık boşa geçirecek bir dakika bile sürem yok, bu dili kesinlikle öğrenmeliyim” diyorsan, yapılan genel hatalara ve hataları nasıl aşacağımıza dair tavsiyelerime geçebiliriz.

1. Yapmak İçin Yapma

Klasik yöntem : yabancı bir ülkeye gitmek

Yurt dışında yaşadığınızda, kendinizi kültüre sokarak, doğal olarak dili almaya başlayacaksınız. Size hep böyle öğretildi değil mi? O zaman size flaş haber. Bu yöntem bebeklerde oldukça işe yarasa da yetişkinlerde o kadar da doğal bir süreç olarak ilerlemez.

Yurtdışı gezilerimde orada 3-5 yıl yaşamış insanlarla karşılaştım; ilginç olansa dil öğrendiklerini sanmaları ama aslında İngiliz dilinde hala yetkin seviyeye gelememiş olmalarıydı. 5 yıl harcamak ve hâlâ o dili tam olarak konuşamamak kulağa korkutucu geliyor değil mi? Bana da başta çok mantıksız gelmişti ama daha sonra fark ettim ki İngilizceyi bu şekilde öğrenmek sadece Kanada, Amerika Birleşik Devletleri ya da İngiltere gibi ülkelerde mümkün. Diğer ülkelerde yaşıyor olmak sizi İngilizce ile çevrili bir ortama sokamıyor maalesef.

Peki ne yapmalıyım?

Eğer anadili İngilizce olmayan bir ülkeye gittiysen, mutlaka düzenli bir eğitim almalısın. Üniversitelerin hazırlık sınıfı olur, dil okulları olur, özel ders olur. Bunun yanında daha çok yabancıların bulunduğu sosyal ortamlara girmekte de fayda var. Yani kısaca yabancı bir ülkeye gidiyorum bu dili kesinlikle öğrenirim kafasından çıkmalı ve dili öğrenme sürecimizi yurtdışında da olsa bilinçli yaşamalıyız.

2. Hakim Ol

Klasik yöntem: pasif öğren

Okul hayatımızın çoğunluğunda pasif bir öğrenme sürecine tabi kalırız. Çoğu sınıfta diyalog veya tartışma ortamı yoktur. Ve yapılan araştırmalar göstermiştir ki bu tür öğrenmeler asla başarılı olamaz. İngilizce gibi, bir dilden daha fazlası olan bir ders için ise bu yöntem kesinlikle başarısız olmaya mahkumdur. Sınıf dışında da video dersleri sadece izleyerek ya da bir kitabı bitirerek öğrenme gerçekleşeceğini düşünüyorsan yanılıyorsun.

Peki ne yapmalıyım?

Aktif bir öğrenci ol ve dizginleri eline al. Ne öğrenirsen öğren, uygulamadığın sürece öğrenmiş sayılmazsın. Bir kelime öğrendiğinde onu mutlaka kullan, sesli bir şekilde söyle, beynine patronun kim olduğunu göster. Cambly uygulaması ile haftada birkaç kez öğrendiklerini yabancı hocalarla tartışabilir, onlardan öğrenme sürecin hakkında dönüt alabilirsin. Bir kelimeyi öğrendiğinde ve Cambly uygulamasındaki konuşma esnasında kullandığında artık o kelime kolay kolay unutulmayacak demektir, çünkü artık bir yaşanmışlığa dahil olmuştur. Denemek istersen Cambly’e ücretsiz kaydolabilir ve cambly1372 koduyla 10 dakika görüşme hakkı kazanabilirsin.

3. Doğru Adımları At

Klasik yöntem: kelime ezberleme

Bu yönteme motomot öğrenme diyebiliriz. Sana belli başlı kelimeler verilir ve sen de o kelimeleri ezberlemeye odaklanırsın. Ceplerini bu kadar çok kelime ile doldururken bu kelimelerin kullanımlarıyla ilgili pek de bir şey yapmazsın. Hangi kelime hangi kelime ile kullanılır, cümle içinde örneği nasıldır, özel durum var mıdır bakmazsın. Ama unutmamalısın ki dil öğrenme formülsel bir süreç değildir. Esnek düşünmeyi ve beynini işin içine dahil etmeyi gerektirir. Bir elektronik sözlük modunda takılmayıp gerçekten bu dili öğrenmek istiyorsan yapman gereken bundan daha fazlasıdır.

Peki ne yapmalıyım?

İşe doğru kelimeleri bulmakla başlayabilirsiniz. Unutmayın en yaygın kullanılan 1000 kelimeyi öğrenirsen, konuşulan dilin yüzde 80’ini çözmüşsün demektir. Hangi dili öğreniyor olursan ol; dildeki kelimelerin yüzde 20’si, konuşulan dilin yüzde 80’ine tekabül etmektedir. Öyleyse önce doğru kelimeleri tespit edip bunlara odaklanmalıyız. Bu kelimelere odaklanırken ezberlemekten öğrenmeye bir değişim süreci geçirmelisin. Ezberlemek ile öğrenmek arasındaki ince fark; öğrenme bir içselleştirme sürecidir. Öğrendiğimiz şeylerle doğal bir bağ kurarız ve çağırmak için çaba sarf etmeden istediğimiz zaman bu bilgileri uygulayabiliriz. Bu sebeple bütünsel düşünüp; kelimenin kullanılışını görmek, zıttını görmek; seslendirmesini dinlemek gibi farklı yöntemler uygulamak en doğrusudur.

4. Farkına Var

Klasik yöntem: Öğrenme sürecini hızlıca geçiştirip; tüm bilgileri bir anda beynimize tıkıştırmak

Bir sürü bilgiyi kafana sokmak ve orada kalmasını beklemek teoride güzel ama pratikte işlemeyen bir yöntemdir. Şu gerçeğin farkına varmalıyız ki kalıcı öğrenme zaman alan bir süreçtir. Hatta Kanadalı yazar Malcolm Gladwell’e göre bir alanda uzmanlaşmak için 10.000 saatlik bir pratik süreci gerekmektedir. Neyse ki bizim uzman olma gibi bir derdimiz yok; tabi İngiltere kraliçesiyle İngizcenin tarihi hakkında bir sohbete girmeyeceksen 🙂 Hızlı öğrenmeye çalışma; beynine kısa sürede bilgileri anlamsız bir şekilde doldurmak; öğrenme sürecine yardım etmeyecektir. Bu fikir hoşuna gitmemiş olabilir. “Ama ben bir haftada İngilizce öğreten hocalar duydum” dediğini duyar gibiyim. Ben de uykuda öğretenler duydum, bir de hipnozla. Neden hepimiz koşup onlardan öğrenmiyoruz?

Peki ne yapmalıyım?

Yavaş ama sağlam adımlarla ilerlediğinden emin ol. Bunu başarmak için bir plan dahilinde gitmek en iyisi olacaktır. Başladığın ve ulaşmak istediğin noktayı mutlaka tespit et. Gerekirse sürecine zaman zaman tepeden bak ve neyi doğru, neyi yanlış yaptığının farkına varmaya çalış.

Ara verilmeyen bir dersin verimli olmayacağını aklından çıkarma. 25 dakikada bir 5 dakikalık mola vermek kulağa saçma gelse de çok etkili bir yöntemdir. Daha önce duymadıysan, buna Pomodoro tekniği diyorlar. Eğer sürekli aynı tempoda aynı şeyleri sürekli yaparsak beynimiz “Tünel Sendromu” denen vakaya yakalanır ve duyarsızlaşmaya başlar. Duyarsız bir öğrenme en son isteyeceğimiz şeydir.

5. Ciddiye al

Klasik yöntem: yeni dilini bir hobi gibi ele almak

Hobiler, kendi imkanlarımız doğrultusunda yapmaktan zevk aldığımız aktivitelerdir. Onlar sadece eğlence amaçlıdır ve üzerimizde onlarla ilgili bir baskı yoktur. Dili bir hobi olarak görürsek bu rahat ortamda beynimiz öğrenme sürecini doğru yönetemeyecektir. Hobiler genelde ya amacı olmayan ya da amaçların çok önemli olmadığı aktivitelerdir.

Peki ne yapmalıyım?

Dil öğrenmeyi bir tutku haline getir. Bunun bir eğlence olduğunu ama aynı zamanda emek de gerektirdiğini kabullen. Öğrenmek istemek ve harekete geçmek arasında dağlar kadar fark vardır. Seni bu dili öğrenmeye iten şeyin ne olduğunu asla aklından çıkarma. Bu dili öğrendikten sonra asıl eğlencenin başlayacağına kendini ikna et.

Uygulamayı cihazınıza indirin

9 ADIMDA İNGİLİZCE ÖĞRENMEYE GİDEN YOL

1. Hedef Belirle

İngilizce öğrenmek için en göz ardı edilen ama aslında en önemli olan konu doğru bir hedef belirlemektir. Hedefsiz başlayan hiçbir iş amacına ulaşamaz ki zaten ulaşılacak bir amaç belirlenmemiş demektir. O halde hemen işe koyulmadan önce, bir süre durun ve neden İngilizce öğrenmek istediğinize karar verin. Bu bir sınavı geçmek olabilir, insanlarla daha rahat iletişim kurmak olabilir, kariyerinizde basamak atlamak olabilir veya İngilizce bir filmi baştan sona orijinal dilinde izlemek olabilir, hiç önemli değil, her hedef bireyseldir. Peki hedef ne işinize yarayacak?

Hedefler iki temel işe yarar. Öncelikle daha motive kalmanızı sağlar. Bunun dışında hedef sahibi olmak, ilerlemenizi gözlemlemek için en iyi yoldur. Hedefe ne kadar yaklaştığınızla, geride bıraktığınız aşamaları kolayca görmek mümkün.

2. Plan Yap

Hedefimiz varsa eksik olan ikinci şey bir plan sahibi olmaktır. Amacınız ne kadar iyi olursa olsun, plansız bir iş sonunda duvara toslamaya mahkumdur. Ders planı, programı olmadan bir okulda ders almaya çalıştığınızı düşünsenize, nasıl bir curcuna olurdu değil mi?

O halde süreci gözlemlemek ve düzenlemek için basit de olsa plan yapmamız gerektiğini kesinlikle kabul etmeliyiz. Plan bize iki şey sağlar. Öncelikle planımız olursa düzenli çalışırız. Uzmanlar bize düzenli çalışmanın başarı üzerinde çok çalışmaktan daha etkili olduğunu söylemektedir. Plan yapmanın ikinci iyi tarafı ise sizi düzensizlikten kurtararak öğrenmenizin daha sade olmasını sağlamasıdır. Neye ne kadar zaman harcadığınızı bilir ve eksiklerinize odaklanabilirsiniz. Hadi durmayın öyleyse, hemen planınızı yapmaya başlayın, ama sizin için önemli bir not; çalışma planlarınızda İngilizcenin 4 temel unsuru olan konuşma, yazma, dinleme ve okumaya yer verdiğinizden emin olun.

3. Araç Belirle

Harika bir ev yapma hedefiniz var, bir mimara mükemmel bir plan yaptırdınız fakat elinizde malzeme yok! Ne kadar absürt olurdu değil mi? O halde İngilizce öğrenme sürecimizde 3. aşama doğru aletlere ve araçlara sahip olmaktır.

Bu iş biraz sorunlu olabilir, çünkü İnternet dünyasında binlerce kaynak sizi bekliyor ve hangisinin doğru tercih olduğundan emin değilsiniz. O halde belli başlı kaynaklara yönelmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Okuma için Oxford bookworms serisi, dilbilgisi için Cambridge kitapları, sözlük için Tureng, listening için TED videoları işinizi görebilir. Peki ya konuşma?

İşte burada Cambly devreye giriyor, sizi tüm dünyadan gerçek hocalarla buluşturarak, konuşma pratiği yapmanızı sağlıyor. Eskiden anadili İngilizce olan kişilerle konuşmak ancak yabancı bir arkadaşınız olursa veya yurtdışına gitmekle mümkün olabilirdi, şimdi ise Cambly ile bu imkana her yerde sahipsiniz.

Hemen Cambly’e ücretsiz kaydolun ve cambly1372 koduyla 10 dakika görüşme hakkı kazanın.

4. Ortam Oluştur

Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan. Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim gibi ifadeleri duymuşsunuzdur. Peki bunların İngilizce ile ne alakası var diyebilirsiniz. İngilizce öğrenme ortamı en az yukarıda saydığımız maddeler kadar önemlidir. Uygun düzenlenmiş bir ortamda çalışmak beyninizi dinç tutar. Örneğin duvarlara post-itler yapıştırabilirsiniz, sosyal medya hesaplarınızın dilini İngilizce yapabilirsiniz, yabancı Facebook arkadaşları edinebilirsiniz ve bunlar gibi daha birçok şey. Mümkünse İngilizce öğrenen arkadaşlar edinin ve öğrenme sürecinizi birlikte takip edin.

5. Harekete geç

Evet, yukarıdaki 4 maddeyi tamamladıysanız artık hareket geçme zamanı gelmiş demektir. Herkes İngilizce öğrenmeyi planlar ama çok azı harekete geçer. Burada da 80/20 kuralı geçerli. 100 kişi İngilizce öğrenmek ister, 80 kişi başka bir güne erteler, 20 kişi harekete geçer. O 20 kişinin de yine %20’si sonuna kadar hedefine bağlı kalır. Siz hangi yüzdenin içinde olacaksınız? Hadi şimdi düşünmeyi bırakın ve harekete geçin.

6. Hata yapmaktan korkma

Hata yapmaktan korkarak İngilizce öğrenmemiz mümkün değildir. Bunun sebebi ise oldukça basittir, hata yapmazsanız doğrusunu öğrenmezsiniz. Hata yapmaktan korkmak bizi İngilizceyi kullanmaktan alıkoyar. Kullanılmayan bir İngilizce ise kitabi bir bilgi olmaktan fazlası değildir. Bu sadece İngilizce öğrenmek için değil her şey için geçerlidir. Herhangi bir müzik enstrümanı çalmayı denediyseniz bilirsiniz. Şarkıyı tam ve doğru çalabilmek için kaç kere hata yapar, kaç kere baştan başlarsınız değil mi? O halde yapmanız gereken hata yapmak ve bunları kafaya takmamak olmalıdır. Emin olun ilerde yaptığınız bu hatalar size komik bile gelecektir. Bunun yanında aklınızdan çıkarmamanız gereken bir şey daha var; hiçbir yabancı İngilizce öğrenen birisinin hatalarını yargılamaz, hatta sempatik bile bulur.

7. Günlük Hayatla Harmanla

Günlük hayatta ne yapıyorsan ol, kaç yaşında olursan ol sen artık bir İngilizce öğrencisisin ve bir İngilizce öğrencisi her fırsatı değerlendirir. O halde neler yapabileceğine ve İngilizceyi hayatınla nasıl harmanlayacağına bakma vakti gelmiş demektir. Aşağıdaki listeye sen de eklemeler yapabilir, geliştirebilirsin.

İşte sana günlük hayatta İngilizceye dair birkaç ipucu:

  • Market listesini İngilizce yazın
  • TV izlerken İngilizce altyazıları açın (Tivibu, Digiturk vs gibi bir çok hizmet sağlayıcıda mümkün)
  • Çalışırken İngilizce olan müzik veya radyo istasyonlarını dinleyin
  • İngilizce basit bir günlük tutun
  • Telefonunuza İngilizce bir sözlük indirin ve merak ettiklerinize sürekli bakın
  • Yakınlarda gördüğünüz posterleri veya reklam panolarını aklınızdan İngilizceye çevirmeye çalışın

8. Eğlenceli Hale Getir

Yapılan araştırmalar eğlenceli olarak görülen şeylerin daha kolay öğrenildiğini kanıtlamıştır. Hatta “If you are not having fun, you are not learning.” demişler. Yani, eğlenmiyorsan öğrenmiyorsun demektir. İngilizce çalışmak size hala sıkıcı geliyorsa henüz 21. yüzyılda değilsiniz demektir. Artık o kadar çok seçenek var ki. Film dizi istiyorsanız Netflix, daha kısa, günlük ve amatör videolar istiyorsanız YouTube, şarkı istiyorsanız Spotify. Hem de hemen hepsinin İngilizce ve Türkçe metinleri mevcut. Çok değil, bundan 15 yıl önce bunların hiçbiri yoktu. Tabi Cambly de. 🙂 Bunları yaparken Cambly’den hocalarla eğlenceli muhabbetler yapmayı da unutmayın, olur mu?

9. Değerlendir

Ne demişler, kontrolsüz güç güç değildir. O halde bazen durup kendimizi kontrol etmek iyidir değil mi? Hızlıca koşup yorulmaktansa, molalar vererek, hedefimize ve başladığımız noktalara bakmak çok daha iyidir. Bu hem sizi motive tutar hem de süreç içerisinde sıkıntılı gördüğünüz şeyleri değiştirme şansı verir. Kendinize bir tablo yapın ve hangi konuda ne kadar ilerlediğinizi yazıp, ilerlemenize göre onu fosforlu kalemle boyayın. Hem eğlenceli hem de pratik. Bunun yanında kendinize küçük sınavlar da yapabilirsiniz. Bunlar öyle sıkıcı şeyler olmak zorunda da değil. İşte size bir sınav örneği; bir ay önce izlediğiniz İngilizce filmi tekrar izleyin ve anlama seviyeniz değişmiş mi, not aldığınız kelimeler azalmış mı bir bakın.

Uygulamayı cihazınıza indirin

 

Evde İngilizce konuşma pratiği yapmanın 4 yolu

Evde İngilizce konuşma pratiği yapmanın 4 yolu

Yoğun programınız gereği işten sonra bir de kurstan kursa koşmak istemiyor olabilirsiniz ya da bakmanız gereken küçük bir çocuğunuz olduğu için evden uzun süreli ayrılamıyor olabilirsiniz. Bu gibi nedenler sizi İngilizceden uzak tutmasın. Fırsat bulduğunuz her 15 dakika ya da yarım saatte İngilizce konuşma pratiği yapabilir, evde olmayı avantaja çevirebilirsiniz. İşte evde rahatlıkla uygulayabileceğiniz ve sizi hem kariyerinizde hem kişisel gelişiminizde yukarı taşıyacak 4 yöntem.

Öncelikle belirtmeliyiz ki her yetenek kendisini ne kadar pratik ederseniz o kadar gelişir. Dilleri genelde dört yeteneğe ayırıyoruz; okuma, yazma, dinleme ve konuşma. Ne kadar çok okursanız o kadar iyi okursunuz. Sürekli okuma yapmanın konuşma yeteneğine katkısı çok azdır. O yüzden olabildiğince konuşmamız lazım. Peki nasıl?

Kendinize bir “speaking partner” bulun

Özellikle zorlandığımız aktiviteleri başkalarıyla yapınca biraz daha kolaylaşır işimiz. Her sabah tek başınıza koşmaya çıkmaktansa bir arkadaşla beraber çıkmak daha kolaydır. O nedenle İngilizce konuşma pratiği yapmak için kendinize bir konuşma partneri bulmalısınız. Bu arkadaşınız da sizin gibi İngilizcesini geliştirmeye hevesli olmalı ve mümkünse İngilizcesi sizden “bir tık” iyi olmalı. Çünkü araştırmalar gösteriyor ki, aynı seviyede iki kişinin yaptığı pratiğin iki tarafa da pek bir faydası olmuyor. Ayrıca İngilizceyi sizden iyi bilen biri sizin hatalarınızı da düzeltebilir. Eğer hazırlık sınıfı öğrencisiyseniz bu bir nebze daha kolay, çünkü işi gücü İngilizce olan bir sınıf dolusu insanla birliktesiniz. Çalışıyorsanız iş yerinden birini bulabilirsiniz belki. Bu arkadaşınızla mümkün olduğunca hiç Türkçe konuşmayın. Böylece günlük konuşmalarda epey yol aldığınızı göreceksiniz. Gün içinde o arkadaşınıza bir şey söylemek istediğinizde “bunu İngilizce nasıl ifade ederim” diye düşünürken bulacaksınız kendinizi. Bu harika bir alıştırma olacaktır sizin için.

Evde olması gereken kişilerse arkadaşlarıyla yüzyüze görüşmekten çok mesajlaşıyor olabilirler, siz de mesajları İngilizce yazın. Eğer çoğu insan gibiyseniz mesajlarda daha rahat olacaksınız ve dolayısıyla kullandığınız İngilizce de daha iyi olacak. Her ne kadar size çok katkı sağlayacak olsa da konuşmanın yerini tamamiyle alamayacaktır. Yukarıda dediğimiz gibi her yetenek kendisini ne kadar pratik ederseniz o kadar gelişir. Mesajlaşmak da en çok İngilizce yazma becerinizi geliştirecektir. İmkanınız varsa Skype’la bağlanın, hiç olmadı telefon edin.

İlk maddeyi bitirmeden önce şunu hatırlatmakta fayda var; bu tekniği aile üyeleriyle denemeyin. Neden olduğunu anlayanlar olmuştur. Aile bireyleriyle aramızda farklı bir samimiyet olduğundan, onların birbirine bir şey öğretmesi zordur. Direksiyon dersi verme çabaları akla ilk gelenlerden. 🙂 İngilizce konuşmada da zaten baştan çekingen olduğumuz için kolayca dalga geçen bir abi veya abla İngilizceye küsmenize neden olabilir.

Sesli okuyun

Belki de basit olduğu için çok göz ardı ediliyor bu yöntem ama çok etkili. Bir şeyleri Türkçe sesli okumak bile çok şey kazandırır bize. Diksiyonumuzu geliştirir, kelimeleri daha düzgün ve tam telaffuz ederiz. Konsantrasyonumuzu ve hafızamızı güçlendiririz. Ama konumuz İngilizce olduğu için bizim önerimiz İngilizce sesli okumanız. Neyi mi? Eğer günlük rutininizde işte veya okulda okumanız gereken makaleler, raporlar, haberler varsa onları. Yoksa ilgi alanınıza göre bloglar, kitaplar, dergiler olabilir. Peki neye yarayacak? Öncelikle İngilizcede de telaffuzunuz gelişecek, hem de çok hızlı ve çok fazla. Hangi kelimeleri söylemekte güçlük çektiğinizi ancak onları söylemeye çalıştığınızda fark edersiniz.

Barış Özcan’ın “hepimizin ihtiyaç duyduğu bir yetenek” adlı videosunda da bahsettiği gibi, sesle, gözle ve kulakla aktif olarak katılım, öğrenilen bilginin akılda bir öz-referans oluşturup diğer bilgilerden farklılaşmasını sağlıyor. Yapım etkisi, yani bir şeyler üretiyor olmanın sağladığı etki, insan hafızasında önemli bir rol oynuyor. Böylece bilgiler, ileride daha iyi hatırlanabilecek olan uzun süreli hafızaya kaydediliyor.

Ayrıca her dilin sesletim özellikleri farklı olduğu için yüzümüzdeki ve ağzımızdaki kaslar anadilimizde olmayan belli sesleri çıkarmaya alışık değildir. Sesli okuma bu kasları da güçlendirecektir. Bunun için ayna tekniği de öneriliyor. Sesli okumanın gücünden biraz daha faydalanmak isterseniz sesinizi kaydetmenizi öneririz. Okumaya başlamadan önce telefonunuzun ses kayıt uygulamasını açıp okuduklarınızı kaydedebilir, daha sonra bunları dinleyebilirsiniz. Okurken nerelerde zorlandığınızı fark edemeseniz bile ses kaydında yakalayabilir, bir sonrakinde düzeltmeye çalışabilirsiniz.

Anadili İngilizce olan hocalardan destek alın

2018’de yaşamanın avantajlarından biri hepimizin evinde bir bilgisayar ya da akıllı telefonla birlikte bir internet bağlantısının olması. Bu bize 10 yıl önce bile mümkün olmayan fırsatlar sağlıyor. Örneğin Cambly ile evinizin rahatlığında anadili İngilizce olan hocalardan ders alabilirsiniz, hem de yüzyüze ders almaya göre çok daha uygun maliyetle.

İster haftanın belli bir günü ve saati için ders rezervasyonu yapın, ister fırsat bulduğunuz ilk anda online eğitmenlerden birine bağlanın. Madde 1’de dediğimiz gibi hoca sizden iyi İngilizce bildiği için hatalarınızı düzeltecek ve gittikçe daha iyi İngilizce konuşuyor olacaksınız. Ayrıca söylemekte veya anlamakta güçlük çektiğiniz bir şey olursa uygulama içindeki chat bölümünü kullanarak direk mesaj atabilirsiniz, tek tıkla cümleleri kendi dilinize çevirebilirsiniz.

Yaptığınız görüşmelerin video kayıtları sizin hesabınızda tutulduğu için dersten sonra izleyebilir, hocanızın not aldığı düzeltilmesi gereken yerleri de görebilirsiniz. Madde 3’te anlattıklarımızı çok daha kolay ve etkili biçimde yapıyor olacaksınız yani.

Emin olamıyor musunuz? Kendiniz görün o halde. Hemen Cambly’e ücretsiz kaydolun ve cambly1372 koduyla 10 dakika görüşme hakkı kazanın.

Repeat after me

Çoğu zaman okuldaki İngilizce derslerinin alay konusu olan öğretmenden sonra tekrar etme aslında çok etkili bir yöntemdir. Netflix’ten ya da YouTube’dan bir video açıp, konuşulan cümleyi dikkatlice söyleyip ardından tekrar etmek size çok şey katacaktır. Burada dikkat edeceğiniz nokta ise şu olmalı; cümleyi dinledikten sonra kendiniz gibi söylemeyin, dinlediğiniz kişi gibi söyleyin. Dinlediğiniz kişinin telaffuzuna, tonlamasına, vurgularına, sesini nerede alçaltıp nerede yükselttiğine hatta mimiklerine ve beden diline dikkat edin. Aynısını yapmaya çalışın. Böylece İngilizce konuşmada istediğiniz noktaya ulaşabileceksiniz. Bu pratiği de güçlendirmek isterseniz ikinci maddedeki gibi kayıt yapın. Ama bu sefer video kaydı. Telefonunuzu kurun ve pratik yapmaya başlayın. Kaydettiğiniz videoyu izlerken karşılaştırma imkanı bulacaksınız. Tekrar ettiğiniz kişi gibi söyleyebilmiş misiniz? Hangi kısımları çalışmanız lazım? Cevaplar sizde…


Bu yöntemlerin hepsini aynı anda uygulamak zorunda değilsiniz ama her birini ayrı ayrı deneyip hangilerinin size uygun olduğunu ve hangilerinin sizin için işe yaradığını deneyebilirsiniz. Bunu keşfettikten sonra tek yapmanız gereken, yönteminizi hayatınızın bir parçası haline getirmek ve bir rutin olarak sürekli uygulamak. İngilizceyi hedeflediğiniz gibi konuştuğunuz günler sizi bekliyor…

Uygulamayı cihazınıza indirin