Present Perfect Tense (Yakın Geçmiş Zaman) : İngilizce Türkçe Detaylı Konu Anlatımı

Bir cevap yazın

Comment as a guest.

5 + eighteen =

  1. Çok açık olmuş teşekkürler. Yalnız bir öneride bulunmak istedim belki eklersiniz yazıya. Ben since’i …dan beri, for’u …dır şeklinde öğrenmiştim çok daha kolay oluyor. since 2017: 2017’den beri, for 3 years: 3 yıldır gibi

  2. Gerçekten çok özenle hazırlanmış,çok işimize yarayacak bir yazı emeğinize sağlık 🙂

    1. Geri bildiriminiz için teşekkür ederiz. Beğendiğinizi duyduğumuza çok sevindik! 🙂

  3. çok güzel olmuş tebrikler zaman içerisinde meydana gelen değişikliklere kilo alıp vermeyi yada büyümeyi eklerseniz daha güzel olabilir.

  4. Çok güzel olmuş fakat hep düz cümle vermişsiniz biraz da soru cümlesi koymanızı tavsiye ediyorum

  5. Dilimizde bu tense’e yakın bir anlatım olmadığı için kavranması güç oluyor ancak mantıken bakıldığında konuyla ilgili işlevsel anlatıma yardımcı oluyor.

  6. Merhaba. “Present Perfect Tense’in cümle sonlarında “yesterday, 3 years ago, last year” gibi zaman zarflarını kesinlikle almadığıdır.” şeklinde bir açıklamada bulunmuşsunuz. Fakat bu durumu biraz daha detaylandırır mısınız? Çünkü present perfect tense ile kurulan cümlelerin sonunda zaman zarfı da gelebilir. Hatta sizin verdiğiniz örnekler arasında da buna uyan bir örnek var. “I have been mother for almost ten years.”

    1. Present Perfect Tense’de zaman önemli değildir. Zaman derken eylemin yapıldığı an kastedilmektedir. Zaman ifadesi olabilir. Açıklamalarda geçen ” I have been mother for almost ten years” cümlesinde eylemin zamanı belirtilmemiş. Sadece ne kadar zamandır anne olduğunu belirtiyor. Sizin aklınızı karıştıran “ten years” ifadesi sanırım. Onu da dikkat edersiniz “for” ile kullanmış. “Since ve for” başlığı altında açıklanmış durum zaten.

  7. Türkçede bir karşılığı var. Sanıyorum ki, “have” sözcüğünün “sahiplik” anlamına geldiği düşünülürse, “I have been to Turkey before” cümlesi “Daha önce Türkiye’de bulundum”dan ziyade “Daha önce Türkiye’de bulunmuşluğa sahibim” olarak çevrilir. Örneğin “I have a car” dediğim zaman, cümledeki nesne “a car” iken, “I have watched TV show” dediğimde de nesne aslında “watched TV show”, yani “TV show’un izlenilmişliği”. Cümle de haliyle şöyle oluyor: Ben bu TV show’un izlenilmişliğine sahibim. Bu izlenilmişliğe geçmişte sahip oldum ve bu sahipliğim halen devam ediyor ve sonsuza kadar var olacak çünkü “present” bir tense’ten bahsediyoruz. Fakat ben burada bu tense’in mantığından bahsediyorum. Yoksa şimdiki kurallara göre nesne sadece “TV show”. Mantığa geri dönecek olursak her iki örnekte de özne, “bulunmak” ya da “izlemek” eylemini değil “bulunmuş olmaya sahip olmak” ya da “izlemiş olmaya sahip olmak” eylemini gerçekleştiriyor. Bu tense bu yüzden “geçen sene, 2 sene önce, dün” gibi spesifik bir zamana sahip değil. Başka bir örnek vereyim: My arm has broken. Burada özne, “my arm” peki fiil ne? Fiil, “kırılmak” değil, “kırılmış olmaya sahip olmak”tır. Kolum kırılmadı, kolum kırılmış olmaya sahip; kolumda kırılmışlık mevcut (present). İşte Türkçede hiçbir zaman böyle cümle kurmadığımız için anlaşılması güç oluyor. Fakat öğreticiler de bu iki farkı belirtmeden, sadece kullanım yerlerini anlatarak, asıl fark bu kullanım yerindeymiş gibi, “I watched TV show” ile “I have watched TV show” cümlesinin ikisini de “TV programını izledim” olarak çevirince insanlar metin üzerinde görünce anlıyor fakat konuşurken zorlanıyorlar. Keşke tense’i önce Türkçeye çevirip sonra başka tense’le ayırt etmek yerine öğrenilen dili kendi dinamikleri içerisinde açıklamaya çalışsak. Naçizane tavsiyemdir 🙂

    1. Merhaba Yusuf! Detaylı açıklamanız ve öneriniz için çok teşekkür ederiz. Açıklamanızın pek çok okuyucumuz için oldukça yararlı olacağına eminiz, elinize sağlık! 🙂

  8. Kaç zamandır Cambly blogundan faydalanıyorum, artık tutamadım bir teşekkür yorumu atayım dedim. Ellerinize sağlık, kurs ve kitaptan sonra tekrar için mükemmel geliyorsunuz. 🖖

    1. Merhaba Yusuf! Zaman ayırıp bu güzel yorumu yaptığınız için teşekkür ederiz, çok mutlu olduk. 🙂

Sliding Sidebar